Türkiye, binlerce yabancının sahte belgelerle vatandaşlık aldığı büyük bir dolandırıcılık skandalıyla sarsılıyor. Bu skandalın merkezinde, Ceylan İnşaat’ın sahibi Muammer Ceylan ve oğlu Ozan Ceylan yer alıyor. Ortaya çıkan şok edici detaylar, ailenin bu devasa dolandırıcılık operasyonu öncesinde kamuoyunda güven kazanmak için kullandığı yöntemleri gözler önüne seriyor. Magazin dünyasından siyaset sahnesine kadar uzanan bu karmaşık ağ, hem hukuki hem de toplumsal pek çok soruyu beraberinde getiriyor.
Ödül ticareti ve sahte meşruiyet zırhı
MedyaRadar’dan gelen bilgilere göre, Ceylan ailesi, dolandırıcılık operasyonunun deşifre olmasından önce, 2017-2019 yılları arasında adeta bir “ödül canavarına” dönüşmüştü. Yüzlerce yabancıyı sahte yollarla Türk vatandaşı yaptığı öne sürülen Ceylan ailesi, magazin ve iş dünyasındaki prestijli ödül törenlerine para akıtarak kendilerine bir meşruiyet zırhı oluşturmaya çalıştı.
“Halk oylaması” adı altında düzenlenen bu törenlerde, Muammer Ceylan’a “Yılın İş Adamı”, “En İyi Yatırımcı” gibi plaketler veriliyordu. Bu ödüller, aslında Ceylan ailesinin kirli işlerini örtmek için kullandığı birer “PR aracı” niteliğindeydi. Daha da ileri giderek, alınan ödüllerin şehit ailelerine ithaf edilmesi, kamuoyunda duygu sömürüsü yaparak güvenilirliklerini artırma amacı taşıyordu.
Skandalın en ilginç detaylarından biri ise ünlü isimlerin bu operasyona alet edilmesi. Ceylan, ünlü şarkıcı Alişan’a plaket vermek için organizasyon şirketlerine ödeme yaparken, aynı zamanda Barcelona efsanesi Hristo Stoichkov’a sponsor olarak bu etkinlikleri PR kampanyasının bir parçası haline getirmişti. Bu sayede, Ceylan İnşaat’ın adı, tanınmış isimlerle yan yana gelerek daha meşru bir imaj kazanıyordu.
Siyaset ve ödül örganizatörleri de hedefte
Ceylan ailesinin bu PR stratejisi, siyaset dünyasına da dokunuyor. Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği’ne (TÜMSİAD) yaptığı katkılar nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından plaketle ödüllendirilen Muammer Ceylan‘ın yanı sıra, oğlu Ozan Ceylan’ın AK Parti Beylikdüzü İlçe Başkan Yardımcılığı yapmış olması, skandalın siyasi boyutlarını da gözler önüne seriyor. Bu durum, ödül organizasyonlarının ne kadar kolay manipüle edilebileceği ve bu tür ticari ilişkilerin nasıl bir istismar aracı haline gelebileceği sorularını gündeme getiriyor. Soruşturma, ödül organizatörlerinin Ceylan ailesinden ne kadar ödeme aldığına dair detayları da ortaya çıkaracak.
Hayali satış ve değerleme uzmanları: Dolandırıcılığın mekanizması
Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianame, dolandırıcılık şebekesinin nasıl işlediğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. 2 Kuveytli ve 14 Afganistan uyruklunun da aralarında bulunduğu örgütün lideri, Ceylan İnşaat’ın yönetim kurulu başkanı Muammer Ceylan olarak belirtiliyor. Örgütün diğer yöneticileri arasında oğlu Ozan Ceylan, üvey oğlu Orçun Çınar ve şirketin Kuveytli yetkilisi Muhammed Şahap bulunuyor.
Dolandırıcılık ağının en kritik ayağını ise değerleme uzmanları oluşturuyor. Bu uzmanlar, piyasa değeri 50 bin doları dahi bulmayan konutlar için, vatandaşlık için gerekli olan 250 bin dolarlık sahte değerleme raporları hazırlıyordu. İddianamede, Tanzer Sezen, Işıl Özdemir, Zeki Dağtarla gibi birçok değerleme uzmanı ve çalıştıkları firmalar isim isim geçiyor. Bu profesyoneller, sahte belgelerle vatandaşlık alınması sürecinin en önemli halkasını oluşturuyordu.
50 bin dolar karşılığı vatandaşlık: Tefeci oyunu
Peki, bu hayali satış işlemi nasıl yapılıyordu?
Ceylan İnşaat, tamamlanmamış konut projeleri üzerinden vatandaşlık almak isteyen yabancılardan 50 bin dolar alıyordu. Ancak o dönem ki yasalara göre vatandaşlık için 250 bin dolarlık bir yatırım yapılması gerekiyordu. İşte burada devreye basit ama etkili bir dolandırıcılık mekanizması giriyordu:
- Tefeci Ağı: Örgüt, bir tefeciden 250 bin dolar nakit alıyordu.
- Banka Dekontu: Bu 250 bin dolar, vatandaşlık almak isteyen yabancının banka hesabına yatırılıyordu. Bu paranın yatırıldığını gösteren banka dekontu, tapu işlemlerinde kullanılıyordu.
- Para Transferi: Tapu işlemleri tamamlandıktan hemen sonra, 250 bin dolarlık para bankadan geri çekilerek tefeciye iade ediliyordu.
- Kâr Paylaşımı: Bu süreç sonunda, yabancıdan alınan 50 bin dolar doğrudan “çete” üyeleri arasında pay ediliyordu.
Bu sistem sayesinde, yabancı uyruklu kişiler yasal olarak 250 bin dolarlık yatırım yapmış gibi görünürken, gerçekte çok daha düşük bir bedel ödeyerek vatandaşlık elde ediyordu. Avukatlar, aracılar ve değerleme uzmanları da bu 50 bin dolarlık paydan kendi hisselerini alıyordu.
Soruşturma kapsamında, şüpheliler ve şirketleri üzerine kayıtlı İstanbul’da 755 konut, 179 ofis, 89 dükkan ve 30 arsanın da aralarında bulunduğu, İstanbul dışında ise bin 224 konut, 183 ofis, 113 dükkan gibi çok sayıda taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı uygulandı. Ne yazık ki, bu usulsüz yöntemlerle vatandaşlık alan 870 kişi tüm bu süre boyunca Türk vatandaşlığının sağladığı haklardan yararlandı. Soruşturmanın ilerleyen süreçleri, bu kişilerin vatandaşlık statülerinin akıbetini de belirleyecek.










