Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, küresel rekabetteki güçlü pozisyonunu hızla kaybederek son 35 yılın en zorlu döneminden geçiyor. Dünya ticaretindeki payı yüzde 3’ün altına, Avrupa Birliği pazarındaki payı ise 30 yıl sonra ilk kez yüzde 5’in altına gerileyen sektörde, yıl sonuna kadar 2 milyar dolarlık üretim kaybı ve on binlerce kişilik istihdam düşüşü bekleniyor.
Sektör temsilcileri, bu gerilemenin temel nedenini, uygulanan ekonomi politikalarının yol açtığı maliyet artışlarına ve rekabet gücü kaybına bağlıyor. Bu analiz, Nefes gazetesinden İlkay Akkaya’nın haberine dayanılarak ve ilgili sektör raporları ile güncel veriler ışığında genişletilmiştir.
Küresel Pazarın Tersine Gidişi
Türkiye, uzun yıllar boyunca küresel hazır giyim tedarik zincirinde Çin’den sonra ikinci, üretimde ise beşinci büyük merkez konumundaydı. Ancak 2022 sonrası dönemde yaşanan makroekonomik gelişmeler, bu avantajı kısa sürede eritti. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay’ın açıklamalarına göre, dünya hazır giyim ihracatı 2024 yılının ilk yarısında yüzde 6 oranında büyürken, Türkiye’nin doğrudan rakipleri olan Bangladeş ve Vietnam gibi ülkeler yüzde 10’un üzerinde bir büyüme kaydetti. Bu küresel yükselişin aksine, Türkiye’nin hazır giyim ihracatı yüzde 6.5 oranında gerileyerek, bu dönemde ihracatı düşen tek ülke oldu. Narbay, “İhracatı düşen tek ülke biz olduk” diyerek durumun vahametini ortaya koydu.

Bu durum, küresel ticaret dinamiklerinde yaşanan köklü bir değişimin de işareti. Pandemi sonrası dönemde tüketicilerin daha hızlı ve esnek tedarik zincirlerine yönelmesi, Türkiye’nin coğrafi avantajını korumasına yardımcı oldu. Ancak son iki yıldır uygulanan yüksek faiz ve baskılanmış kur politikası, sektörün maliyetlerini hızla artırdı. TGSD’nin verilerine göre, 2022-2025 yılları arasında hazır giyim sektörünün dolar bazlı maliyeti yüzde 26 oranında yükseldi. Bu maliyet artışı, özellikle Bangladeş, Vietnam, Pakistan ve Hindistan gibi maliyet avantajı yüksek olan rakipler karşısında Türkiye’yi savunmasız bıraktı.
Maliyetler ve İstihdam Üzerindeki Yük
Hazır giyim sektörü, Türkiye’nin en önemli istihdam sağlayan sektörlerinden biri. Genellikle genç ve kadın işgücünün yoğun olarak çalıştığı bu sektördeki daralma, geniş tanımlı işsizlik rakamlarını doğrudan etkiliyor. TGSD’nin verilerine göre, 2024’ün ilk yarısında sektörde 55 bin 840 kişi işini kaybetti ve 3 binden fazla şirket faaliyetlerini durdurdu. Başkan Toygar Narbay, bu yılın sonuna kadar toplam istihdam kaybının 100 bin kişiye ulaşabileceği uyarısında bulunuyor. Bu rakamlar, sadece sektördeki firmaların değil, aynı zamanda yan sanayi ve tedarik zincirindeki yüz binlerce kişinin de geleceğini tehdit ediyor.
Narbay, her 1 milyar dolarlık üretim kaybının 31 bin 500 kişilik istihdam kaybına yol açtığını belirten TGSD modellemesini işaret ederek, 2025 yılı sonuna kadar beklenen 2 milyar dolarlık üretim kaybının, istihdam üzerindeki baskıyı katlayacağını ifade etti. Bu kayıplar, sektörün sadece finansal gücünü değil, aynı zamanda sosyal yapısını da zedeliyor. Bir zamanlar “İş garantili” olarak görülen hazır giyim sektörü, artık iş güvencesizliği ve belirsizlikle anılmaya başladı.
Sektörün Çözüm Arayışları ve Gelecek Projeksiyonları
Sektör temsilcileri, mevcut gidişatın sürdürülebilir olmadığını ve acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. Yüksek faiz ve baskılanmış kur politikası nedeniyle artan maliyetler, şirketlerin yeni yatırımlardan kaçınmasına, hatta bazı firmaların yurt dışına yatırım arayışına girmesine neden oluyor. Bu durum, Türkiye’nin üretim potansiyelini ve sermayesini kaybetmesi anlamına geliyor.
Sektörün yeniden rekabetçi konuma gelebilmesi için öncelikli olarak makroekonomik istikrarın sağlanması, kur politikalarının gözden geçirilmesi ve maliyet artışlarını dengeleyecek destek mekanizmalarının oluşturulması talep ediliyor. Aksi takdirde, Türkiye’nin küresel hazır giyim pastasındaki payının daha da küçülmesi ve sektörün yarattığı katma değerin azalması kaçınılmaz görünüyor. Uzmanlar, bu tarihi gerilemenin, sadece hazır giyim sektörünü değil, aynı zamanda yan sanayileri, lojistik sektörünü ve genel ekonomiyi de olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıyor. Türk hazır giyim sektörü, adeta bir yol ayrımında bulunuyor; ya hızlı ve etkili çözümlerle eski gücüne kavuşacak ya da bu zorlu dönemin kalıcı yaralarıyla mücadele etmeye devam edecek.










