Anasayfa / İş Dünyası / ‘Geçinemiyorum’ diyen Sabancı’yı İris Cibre sert bir şekilde eleştirdi

‘Geçinemiyorum’ diyen Sabancı’yı İris Cibre sert bir şekilde eleştirdi

'Geçinemiyorum' diyen Sabancı'yı İris Cibre sert bir şekilde eleştirdi

ESAS Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı’nın, Fast Company Türkiye’nin İstanbul’da düzenlediği 2025’in son CEO Council etkinliğinde kullandığı “geçinemiyorum” ifadesi, iş dünyası ve ekonomi çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Sabancı’nın sözleri özellikle gelir dağılımı, sermaye hareketleri ve büyük ölçekli servetin toplumsal sorumluluğu ekseninde yeni bir tartışmayı tetikledi.

Etkinlikte konuşan Sabancı, ifadesini mutlak bir yoksulluk tanımı olarak değil, beklenti ve hedefler bağlamında kullandığını vurguladı. “Herkesin maddi emelleri var. Benim de maddi emellerim var. Ben geçinemiyorum; yani arzu ettiğime kıyasla geçinemiyorum” diyen Sabancı, ESAS Holding’in yaklaşık 9 milyar dolarlık varlık yönettiğini, bu varlıkların yaklaşık yarısının ise yurt dışında bulunduğunu belirtti. Sabancı ayrıca, küresel ölçekte rekabet edebilen yönetici ve profesyonellerin finansal olarak cazip yapılarla desteklenmesi gerektiğini savundu.
(Kaynak: Fast Company Türkiye, CEO Council 2025 etkinliği)

Ekonomist İris Cibre’den Sert Çerçeve: “Milli Gelirle Zenginleşen Sermaye”
Sabancı’nın açıklamalarına en dikkat çekici yanıt ise ekonomist İris Cibre’den geldi. Cibre, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bireysel servet ile kamusal kaynaklar arasındaki ilişkiye vurgu yaptı. Cibre, “Zenginleşmeyi bu ülkenin milli geliri ile yaptıysan, bu boyuta geldiysen, ülkenin gelişimine katkıda bulunacaksın” ifadelerini kullanarak, temettü ve sermaye transferleri üzerinden eleştirisini derinleştirdi.

Cibre, özellikle TL cinsinden elde edilen gelirlerin yabancı finans sistemleri üzerinden dağıtılmasına dikkat çekerek, bu tür uygulamaların milli servet tartışmasını gündeme getirdiğini belirtti. Carry trade gelirlerinden yurt dışına çıkan fonlara kadar uzanan bir çerçevede, “Bu sadece bireysel tercihler değil, yapısal bir sermaye davranışıdır” değerlendirmesinde bulundu.
(Kaynak: İris Cibre – sosyal medya paylaşımları)

Eleştirilere Yanıt ve Daha Geniş Tartışma
Cibre, kendisine yöneltilen tepkilere verdiği yanıtta ise Türkiye’de sermaye–siyaset ilişkilerinin tarihsel boyutuna işaret etti. Cumhuriyet dönemi boyunca büyük sermaye gruplarının siyasal süreçlerle temas halinde olduğuna dikkat çeken Cibre, tartışmanın yalnızca güncel ekonomik tercihlerle sınırlı olmadığını savundu. Bu yaklaşım, konuyu bireysel bir polemiğin ötesine taşıyarak, kurumsal yapıların ekonomi politikalarındaki rolüne odakladı.

Geçmişten Bugüne Kısa Bir Ekonomi Okuması
Türkiye ekonomisinde büyük sermaye gruplarının yurt dışı varlık birikimi yeni bir olgu değil. 1980’lerden itibaren finansal liberalleşme, sermayenin uluslararasılaşmasını hızlandırırken; 2000’li yıllarda küresel entegrasyon, holdinglerin portföylerini çeşitlendirmesine zemin hazırladı. Bugünkü tartışma, bu uzun sürecin sosyal algı ve gelir adaleti boyutunda yeniden sorgulanması olarak okunuyor.[1]

Editoryal Değerlendirme
Ali Sabancı’nın sözleri, niyetinden bağımsız olarak, Türkiye’de geniş kesimlerin yaşadığı geçim sıkıntısının yoğun biçimde hissedildiği bir dönemde sembolik bir anlam kazandı. İris Cibre’nin eleştirileri ise, büyük sermayenin yalnızca finansal performansla değil, ekonomik ekosisteme katkı üzerinden de değerlendirilmesi gerektiği yönündeki akademik ve küresel tartışmalarla örtüşüyor. Bu çerçevede mesele, bir “ifade polemiği”nden çok, sermaye sorumluluğu ve ekonomik adalet başlığı altında ele alınmaya devam edecek gibi görünüyor.

Dipnot
[1] Rodrik, D. The Globalization Paradox, Oxford University Press; ayrıca Türkiye özelinde bkz. Boratav, K. Türkiye İktisat Tarihi, İmge Kitabevi.

BU HABERLERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
EKOVİZYON DERGİ – Ekovizyon.com.tr
https://www.ekovizyon.com.tr

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize Ulaşın!