Anasayfa / İnşaat / Ataköy’de bitmeyen rant

Ataköy’de bitmeyen rant

Ataköy'de bitmeyen rant

İstanbul’un planlı kentleşme tarihinde özel bir yere sahip olan Ataköy 1. Kısım’da, son yıllarda hız kazanan mülkiyet hareketleri ve kentsel dönüşüm girişimleri yeni bir tartışma başlattı. Konu yalnızca birkaç parseldeki yapılaşma değil; düşük katlı, yeşil dokulu bir yerleşim modelinin geleceği.

MedyaRadar’da yer alan ve gazeteci Ercan Öztürk imzasını taşıyan habere göre, Ataköy 1. Kısım’da bulunan 564 ada 14 parseldeki yaklaşık 2.650 metrekarelik alan, geçmişte “imar artığı” olarak tanımlanan bir parselden oluşuyor. Cumhuriyet döneminde planlanan yerleşimde bu alanın park olarak değerlendirildiği, ilerleyen yıllarda mülkiyet yapısının değiştiği belirtiliyor.

Mülkiyet ve imar Süreci

Söz konusu arsanın, Emlak Bankası’nın tasfiyesinin ardından kamu eliyle devredildiği ve 2004 yılında turizm yatırımı amacıyla özel sektöre satıldığı ifade ediliyor. 2007 yılında el değiştiren taşınmazın imar fonksiyonunun “turizm tesis alanı” olarak güncellendiği, yapı yoğunluğunu belirleyen emsal değerinin de önemli ölçüde artırıldığı aktarılıyor.

Ancak bu plan değişiklikleri yargıya taşındı. Yerel mahkeme ve ardından Danıştay tarafından verilen kararlarla imar planlarının iptal edildiği bilgisi dosyada yer alıyor. Bu süreç, bölgedeki yapılaşma kararlarının hukuki denetime açık olduğunu gösteriyor.

Yeni dönem: Parça parça dönüşüm

Son yıllarda ise farklı bir model dikkat çekiyor. Bölgedeki bazı bağımsız bölümlerin tek tek satın alındığı, ardından yapıların teknik incelemeye tabi tutulduğu ve “riskli yapı” sürecinin başlatıldığı ifade ediliyor. 2023 yılında bir bloğun yıkıldığı, sonraki dönemde benzer adımların başka yapılarda da gündeme geldiği belirtiliyor.

Bu noktada kritik mesele şu: Dönüşüm tek bir büyük proje üzerinden değil, parça parça mülkiyet toplama yöntemiyle ilerliyor.

Sakinlerin iddiaları ve süreç tartışması

Site sakinleri süreci şu şekilde özetliyor: Yeni maliklerin kendi belirledikleri firmalara yaptırdığı teknik testler sonrası binaların “riskli” ilan edildiği, ardından yasal süreler içinde oy birliği sağlanamadığı için tahliye ve yıkım sürecinin hızlandığı ifade ediliyor. Elektrik ve su kesintilerinin de bu süreçte baskı unsuru olarak kullanıldığı iddialar arasında.

Uzman görüşü: Kentsel kimlik riski

Ataköy 1. Kısım Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayfer Kaynar’a göre mesele yalnızca fiziksel dönüşüm değil. Kaynar, sürecin mahalle kültürü, sosyal ilişkiler ve yeşil alanların azalması gibi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.

Geçmişten bugüne kısa not

Ataköy, Türkiye’de modern toplu konut anlayışının erken örneklerinden biri olarak planlandı. Düşük katlı yapılaşma, geniş yeşil alanlar ve sosyal donatılar bu modelin temeliydi.

BU HABERLERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ekovizyon Dergi

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize Ulaşın!