Anasayfa / Tarım / 93 bin tonluk et pazarı kimlerin elinde?

93 bin tonluk et pazarı kimlerin elinde?

93 bin tonluk et pazarı kimlerin elinde?

Et ve Süt Kurumu’nun son üç yılda yürüttüğü ithalat sürecine dair ortaya çıkan tablo, yalnızca piyasa dengesizliğine değil, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair ciddi soru işaretlerine işaret ediyor. 2023–2025 arasında ithal edilen yaklaşık 93 bin ton etin yarısından fazlasının tek bir yabancı şirkete verilmesi, dağıtımda ise yine sınırlı sayıda market zincirinin payı büyütmesi, sektörde “örtülü tekel” iddialarını güçlendirirken, kontrolsüz süreçlerin dolandırıcılık vakalarına kapı aralayabileceği endişelerini artırdı.

ESK’nın kamuya açıklamadığı ithalat sözleşmeleri incelendikçe, et piyasasının adeta görünmez bir ağ tarafından yönetildiği izlenimi güçleniyor. Polonya merkezli Polonia Beef’in tek başına 47 bin 900 ton et tedarik etmesi, yani toplam ithalatın yüzde 51’ini karşılaması, kamu adına yapılan bu alımlarda denetimin ne kadar zayıf olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Şirketin Türkiye’den bir ortakla bu hacme ulaştığı bilgisi ise tabloda yeni soru işaretleri yaratıyor.

93 bin tonluk et pazarı kimlerin elinde?
“İthalat, birkaç firma üzerinden yürütülmeye devam ederse, hem fiyatlar kontrol edilemez hem de kamunun dolandırılması engellenemez. Denetim mekanizması güçlendirilmezse risk büyür.”

Yalnızca tedarik tarafı değil, dağıtım zinciri de aynı şekilde yoğunlaşmış durumda. İstanbul’daki kombinalardan alınan verilere göre ithal etin yüzde 54’ü sadece 5-6 firma üzerinden piyasaya sürülüyor. Happy Center, Tarım Kredi Et Ürünleri ve Kim Marketler başı çekerken, yüzlerce diğer şirketin toplam pazar payı yüzde 46’da kalıyor. Bu dağılım, “rekabet” kavramının yalnızca teoride kaldığını gösteriyor.

Uzmanlara göre bu tablo, kontrol edilmediği sürece yalnızca fiyat artışlarını değil, dolandırıcılık risklerini de beraberinde getiriyor. Çünkü ithalatın ve dağıtımın bu kadar dar bir çerçeveye sıkışması, kamu adına yapılan milyarlarca liralık harcamanın kimin denetlediği, süreçlerin nasıl yürüdüğü ve fiyatların nasıl belirlendiği gibi soruları cevapsız bırakıyor. Piyasada son dönemde artan “ithal et dolandırıcılığı” şikâyetleri de bu boşlukların kolayca suistimal edilebildiğini ortaya koyuyor.

Türkiye’nin kırmızı et üretimi 2024’te yüzde 11,7 düştü, 2025 içinse daha büyük bir gerileme bekleniyor. Üretimdeki bu çözülme, ithalat bağımlılığını artırırken, ithalat sürecinde belirli şirketlerin gücünü pekiştirdiği bir dönemi kaçınılmaz kılıyor. Bu durum yalnızca fiyat istikrarını değil, kamu güvenliğini de tehdit eder hale geliyor.

Sektör temsilcileri net konuşuyor:
“İthalat, birkaç firma üzerinden yürütülmeye devam ederse, hem fiyatlar kontrol edilemez hem de kamunun dolandırılması engellenemez. Denetim mekanizması güçlendirilmezse risk büyür.”

ESK’nın yürüttüğü ithalat trafiğinin şeffaf hale getirilmesi ve bağımsız denetim mekanizmalarının devreye alınması artık sektör için değil, kamu güvenliği için zorunlu bir ihtiyaç. Aksi takdirde ithal et piyasasında ortaya çıkan gölge yapı, daha fazla soru işareti ve daha fazla mağduriyet üretecek gibi görünüyor.

BU HABERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: 

Şanlıurfa mutfağının kültür elçisi: Şef Ali Keskin

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize Ulaşın!