Küresel ilaç endüstrisinde kartlar yeniden karılıyor. Covid-19 döneminde BionTech’le geliştirdiği mRNA aşısı sayesinde tarihe geçen ABD’li ilaç devi Pfizer, şimdi de “zayıflama ilacı savaşları”nın merkezine yerleşti. Şirket, yalnızca üç yıl önce kurulan ve 100 çalışanı bulunan biyoteknoloji girişimi Metsera’yı tam 10 milyar dolar karşılığında satın aldı. Bu hamle, son yıllarda ilaç sektöründeki en hızlı büyüyen alan olan kilo verme tedavilerinde rekabeti yeni bir seviyeye taşıdı.
Henüz laboratuvar aşamasında olmasına rağmen Metsera’nın üzerinde çalıştığı Amylin adlı ilaç, şimdiden yatırımcıların ve büyük ilaç devlerinin radarına girmiş durumda. Amylin, vücutta iştah kontrolü ve glikoz metabolizmasını yöneten hormonları hedef alıyor. Uzmanlar, bu mekanizmanın hem tip-2 diyabet hem de obezite tedavisinde devrim niteliğinde sonuçlar verebileceğini belirtiyor. Bu nedenle Amylin, Novo Nordisk’in “Ozempic”i ve Eli Lilly’nin “Mounjaro”su gibi mevcut oyunculara ciddi bir alternatif olarak görülüyor.
Novo Nordisk’ten gelen teklif yetmedi
Metsera’ya ilk talip, zayıflama ilacı pazarının mevcut lideri olan Danimarka merkezli Novo Nordisk olmuştu. “Ozempic” ve “Wegovy” markalarıyla global bir fenomene dönüşen Novo Nordisk, Metsera’yı bünyesine katmak için 7 milyar dolarlık bir teklif sunmuştu. Bu teklifin bir kısmı nakit, bir kısmı ise performansa dayalı hisse primleri şeklinde düzenlenmişti. Ancak Pfizer, rekabeti kızıştıracak hamlesini geciktirmedi ve 10 milyar dolar seviyesinde yeni bir teklif getirerek Novo Nordisk’in önüne geçti.
Financial Times’ın haberine göre Pfizer, anlaşma kapsamında Metsera hissedarlarına hisse başına 65,5 dolar peşin ödeme yapacak. İlacın klinik aşamalarda belirlenen kilometre taşlarını geçmesi halinde hissedarlara ek 20,65 dolar daha ödenecek. Bu da toplam satın alma bedelini 10 milyar doların biraz üzerine taşıyabilir.
Pfizer ve Novo arasındaki gerilim büyüyor
Pfizer CEO’su Albert Bourla, Novo Nordisk’in Metsera’yı satın alma girişimini “rekabeti engelleyici bir adım” olarak nitelendirmişti. Bourla’ya göre Novo, ABD hükümetinin kapanmasıyla oluşan regülasyon boşluğundan faydalanarak “rakiplerinin önünü kesmeye çalışıyordu.” Pfizer’in hızla devreye girerek Metsera’ya daha cazip bir teklif sunması, yalnızca finansal bir manevra değil, aynı zamanda stratejik bir karşı saldırı olarak da yorumlanıyor.
Bu gerilim, ilaç sektöründe alışık olunmayan ölçüde kamuoyu önünde yaşandı. Pfizer ve Novo Nordisk yöneticilerinin açıklamaları, zayıflama ilacı pazarının yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda politik ve ekonomik bir rekabet arenası haline geldiğini gösteriyor. Özellikle ABD ve Avrupa’daki düzenleyici kurumların bu satın almaya nasıl yaklaşacağı merak konusu.
Zayıflama ilaçları yeni “altın madeni”
Obezite tedavisinde kullanılan enjeksiyon ve hap formundaki yeni nesil ilaçlar, ilaç endüstrisinin en kârlı segmentlerinden biri haline geldi. Bugün yalnızca ABD’de obezite ilaçları pazarının büyüklüğü 50 milyar dolara yaklaşmış durumda. Global ölçekte ise 2030’a kadar bu rakamın 150 milyar doları aşması bekleniyor.
Pfizer’in Amylin kartını oynaması, pandemiden sonra zayıflayan gelir tablosunu güçlendirme hamlesi olarak da okunuyor. Şirket, son dönemde mRNA aşısı gelirlerinin hızla düşmesiyle birlikte yatırımcı baskısı altına girmişti. Bu nedenle, uzun vadeli büyüme potansiyeline sahip bir segmentte yer almak, Pfizer için stratejik bir zorunluluk haline geldi.
Novo Nordisk ise 2023’te ulaştığı yaklaşık 450 milyar dolarlık piyasa değerini, Ely Lilly gibi yeni oyuncuların yükselişiyle birlikte neredeyse yarıya kaybetti. Novo’nun Metsera’yı satın alma girişimi, bu kaybı telafi etme çabasının bir parçasıydı. Ancak Pfizer’ın agresif teklifi, tüm planı tersine çevirdi.
Sektörde yeni dönem başlıyor
Cuma günü borsaların kapanışında Pfizer’ın piyasa değeri 121,1 milyar dolar seviyesindeydi. Novo Nordisk ise 210 milyar dolar ile haftayı kapattı. Ancak analistler, Pfizer’ın Metsera satın almasının uzun vadede bu dengeyi değiştirebileceğini düşünüyor. Çünkü Amylin’in başarılı olması durumunda Pfizer, yalnızca zayıflama pazarına değil, metabolizma ve endokrinoloji alanına da güçlü bir şekilde girmiş olacak.
Yatırımcılar açısından bakıldığında bu yarış, ilaç endüstrisinde yeni bir “teknoloji devrimi” anlamına geliyor. Tıpkı mRNA aşılarında olduğu gibi, kilo verme ilaçları da biyoteknolojinin yatırım trendlerini yeniden şekillendiriyor. Artık mesele sadece birkaç kilo vermek değil; sağlık ekonomisinin geleceğini belirleyen trilyon dolarlık bir pazarı kim kontrol edecek sorusu.
BU HABERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:
İlaçta dev anlaşma iptal!
EKOVİZYON DERGİ ekovizyon.com.tr










