Ramazan boyunca kırmızı et ve tereyağında fiyatı sabitleyen uygulama raflarda sürüyor. Ancak sahadaki gözlemler, kampanyalı ürünlerin önemli bölümünün son tüketiciye ulaşmadan tükendiğini gösteriyor. Mağaza çalışanları, bazı noktalarda ürünün yalnızca yüzde 10’unun doğrudan vatandaşa gittiğini aktarıyor.
Sabit fiyat politikası ve hedef
Devlet desteğiyle yürütülen kampanya, Et ve Süt Kurumu katkısıyla ve Perakendeciler Derneği üyesi yerel zincir marketlerde uygulanıyor. Amaç, Ramazan döneminde artan talep karşısında hane bütçesini korumak ve fiyat oynaklığını sınırlamak.
Son iki yılda gıda enflasyonunda görülen yüksek seyir, özellikle kırmızı et gibi temel protein kaynaklarında fiyat hassasiyetini artırdı. Sabit fiyat uygulamaları bu nedenle hem sosyal politika hem de piyasa istikrarı aracı olarak devreye alındı.
Reyonlarda hızlı tükeniş
Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zenginli’nin haberine göre birçok mağazada sabah saatlerinde başlayan yoğunluk kısa sürede reyonları boşaltıyor. Market çalışanları, et ürünlerinin mağaza açıldıktan hemen sonra tükendiğini, gün içinde gelen tüketicinin ise boş dolaplarla karşılaştığını belirtiyor.
Bir yerel zincirin kasap reyonunda görevli çalışan durumu şöyle özetliyor: Etler gelir gelmez bitiyor. Ancak vatandaşa giden kısmı yüzde 10’u bile bulmuyor. Daha çok kasap veya restoran çalışanları tarafından toplu alım yapılıyor.
Kota var, dolaylı alım iddiası
Uygulamada kişi başı iki kilogram sınır bulunuyor. Sektör temsilcileri ise bazı kasap ve restoranların bu sınırı yakınları, çalışanları ya da akrabaları aracılığıyla aştığını iddia ediyor. Bu yöntemde kota kâğıt üzerinde korunurken, fiili satış hacmi daha yüksek gerçekleşiyor.
Kampanyalı ürünlerin bir bölümünün serbest piyasa fiyatından yeniden satışa sunulduğu ya da restoran mutfağında kullanıldığı öne sürülüyor. Böylece destekli fiyatın zincirin son halkasında hedeflenen etkiyi tam sağlayamadığı belirtiliyor.
Bu tür uygulamalar, geçmiş yıllarda akaryakıt ve temel gıda kampanyalarında da tartışma konusu olmuştu. Arzın sınırlı, talebin ise dönemsel olarak yüksek olduğu dönemlerde dağıtım ve denetim mekanizması kritik rol oynuyor.
Arz planlaması ve doğal baskı
Market yöneticileri, kendilerine tahsis edilen ürün miktarının merkezi planlama çerçevesinde gönderildiğini ve yoğun talep karşısında stokların hızla eridiğini ifade ediyor. Gün içinde sevkiyat yenilenmediğinde birkaç saat içinde reyonların boşalması kaçınılmaz hale geliyor.
Ramazan döneminde tüketim eğilimleri değişiyor. Hane halkı protein tüketimini artırıyor, toplu iftar organizasyonları ve restoran talebi yükseliyor. Bu tablo, sınırlı arz üzerinde doğal bir baskı oluşturuyor. Sabit fiyat politikası talebi öne çekerken, arz aynı hızda genişlemediğinde erişim sorunu ortaya çıkabiliyor.
Denetim ve veri takibi önerisi
Uzmanlar, uygulamanın daha etkin işlemesi için kimlik bazlı satış, günlük kota takibi ve merkezi veri kontrolü gibi yöntemlerin değerlendirilebileceğini belirtiyor. Dijital altyapı üzerinden anlık satış takibi, aynı gün içinde farklı mağazalardan yapılan alımların izlenmesine imkân verebilir.
Ekonomi yönetimi açısından bakıldığında, fiyat sabitleme uygulamaları kısa vadede tüketiciyi korurken, orta vadede arz tarafının güçlendirilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Üretim planlaması, besicilik maliyetleri ve lojistik zincirinin verimliliği kalıcı çözümün ana unsurları olarak öne çıkıyor.
Sahadaki mevcut tablo, kampanyanın resmen sürdüğünü ancak erişim tarafında aksaklıklar yaşandığını gösteriyor. Bu durum bazı tüketicilerde uygulamanın etkinliği konusunda soru işaretleri oluşturabiliyor. Önümüzdeki günlerde sevkiyat planlaması ve denetim mekanizmalarının nasıl şekilleneceği, kampanyanın gerçek etkisini belirleyecek temel unsur olacak.
Kaynak: Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zenginli
Foto: Canva Photo Stock
BU HABERLERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR










