Oscar adayı yönetmen Jafar Panahi, yeni filmi It Was Just an Accident için yürüttüğü uluslararası tanıtım turu tamamlandıktan sonra İran’a dönerek hakkında verilen bir yıllık hapis cezasını çekmeyi planladığını açıkladı.
65 yaşındaki yönetmen, ABD’de katıldığı söyleşi ve televizyon programlarında yoğun bir ödül sezonu geçirdiğini ancak zihninin sürekli İran’da olduğunu söyledi. Panahi, ailesi, arkadaşları ve birlikte çalıştığı insanların aklından çıkmadığını belirterek ülkesinden uzak kalmanın kendisi için zor olduğunu ifade etti.
Yönetmen ayrıca son dönemde Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin kendisini daha da huzursuz ettiğini dile getirdi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede artan gerilim nedeniyle ülkesinde olup halkıyla birlikte olmak istediğini söyledi. Panahi, bu gelişmeleri önceden öngörebilseydi uluslararası ödül kampanyasına katılmayabileceğini de ekledi.
Gizlice çekilen film İran’da yasaklandı
Panahi’nin son filmi It Was Just an Accident, İran’da resmi izin alınmadan ve gizli biçimde çekildi. Filmde, geçmişte siyasi tutuklu olan bir grup insanın, karşılaştıkları bir kişinin kendilerine işkence eden gardiyan olduğuna inanarak onu kaçırması anlatılıyor.
Yapımda rejime yönelik sert eleştiriler yer alıyor. Filmdeki kadın karakterlerin başörtüsüz göründüğü sahneler de İran’da tartışma yarattı ve film ülkede yasaklandı.
Aralık ayında bir İran mahkemesi, Panahi’yi ‘hükümet karşıtı propaganda’ suçlamasıyla bir yıl hapis cezasına çarptırdı. Karar kapsamında yönetmene ayrıca iki yıl süreyle yurt dışına çıkış yasağı getirildi.
Panahi, filmin Cannes Film Festival’nde gösterilmesinin ardından yurtdışında yaşamaya başlamıştı. Yönetmen, Academy Awards töreninin ardından mahkûmiyet kararına itiraz edeceğini ancak yine de İran’a dönme niyetinde olduğunu söyledi.
‘Kampanya biter bitmez geri dönmenin bir yolunu bulmam gerekecek’ ifadelerini kullandı.
Sansürle geçen bir sinema kariyeri
Panahi, uzun yıllardır İran’daki sansür politikalarıyla karşı karşıya kalan yönetmenler arasında yer alıyor. İlk uzun metraj filmi The White Balloon, 1995 yılında Cannes Film Festival’nde Altın Kamera ödülünü kazanarak uluslararası alanda dikkat çekmişti.
Daha sonra çektiği filmlerde de toplumsal sorunları merkeze alan Panahi, özellikle gençler, kadınlar ve günlük yaşam üzerindeki sınırlamaları anlatan hikâyeleriyle tanındı.
2006 yapımı Offside filminde ise futbol maçına girebilmek için erkek kılığına giren genç kadınların hikâyesini anlattı. Panahi, çekim izni alabilmek için yetkililere değiştirilmiş bir senaryo sunmuş, film tamamlandıktan sonra gerçek içeriği ortaya çıkmıştı. Yapım daha sonra Berlin International Film Festival’nde Gümüş Ayı ödülünü kazandı.
Panahi ayrıca Cannes Film Festival, Berlin International Film Festival ve Venice Film Festival gibi dünyanın en önemli festivallerinde büyük ödüller kazanan az sayıdaki yönetmen arasında bulunuyor.
2012 yılında ise Avrupa Parlamentosu tarafından verilen ve düşünce özgürlüğü alanındaki en prestijli ödüllerden biri kabul edilen Sakharov Prize for Freedom of Thought’e layık görülmüştü.
‘Evime dönmek zorundayım’
Panahi, dünya çapında tanınan bir yönetmen olmasına rağmen neden İran’a dönmek istediği sorusuyla sık sık karşılaştığını söyledi.
Yönetmen, ‘Evime dönmek istiyorum. Ailem orada’ diyerek bu kararın dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor olabileceğini kabul etti. Ona göre son filmi de şiddet döngüsünün kırılabileceği bir ihtimali anlatıyor.
Panahi, İran toplumunun özünde barışçıl olduğunu düşündüğünü belirterek halkın uzun süredir şiddetsiz bir yönetim arzusunu dile getirdiğini ifade etti.










