Dünyanın en prestijli teknoloji girişimlerinden birini kuran Selin Kocalar, Forbes’un 30 Altında ki 30 isim listesine girerek büyük ses getirmişti. Ancak şimdi Delve üzerinde başlatılan soruşturma gündemi sarsıyor.
ABD merkezli yapay zeka girişimi Delve’nin kurucularından 22 yaşındaki Selin Kocalar, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nü (MIT) yarıda bırakarak kurduğu şirketle kısa sürede dikkatleri üzerine çekmişti. Forbes Dergisi tarafından “dünyayı değiştirme potansiyeline sahip 30 yaş altı 30 isim” arasında gösterilen Kocalar, şirketi Delve’in değerlemesini 300 milyon dolar seviyesine taşıyan yatırım turlarını yönetmişti.

Delve, halihazırda yaklaşık 1.500 şirkete compliance (uyumluluk) süreçlerinde operasyonel destek sağlıyor ve sunduğu hizmetler ile büyük yatırımcı ilgisi çekiyordu. Kurucular Selin Kocalar ve Karun Kaushik, şirketin yükselişi ile Forbes listesinde yer alarak Türkiye’nin gururu olmuştu.
Soruşturma başlatıldı
Ancak son dönemde şirket üzerinde yapılan incelemeler, Delve’in müşterilerine sahte evraklar sunduğu ve şirketleri gerçekte denetlenmeden “denetlendi” olarak raporladığı iddialarını gündeme taşıdı. İddiaların ardından Delve’nin payları haberler sonrası üç kata yakın değer kaybı yaşadı ve ABD Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Ekonomist ve girişimcilik çevrelerine göre, Delve örneği, teknoloji odaklı hızlı büyüyen start-up’larda uyumluluk ve denetim süreçlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kısa vadeli başarıların uzun vadeli güven ile desteklenmediği durumlarda yatırımcı güveninin hızla sarsılabileceği görülüyor.

Türkiye’den örnekler
Forbes’un 30 Altında ki 30 isim listesinde yer alan bir başka Türk girişimci, Kalder A.Ş. kurucusu Gökçe Güven, benzer bir süreçte dolandırıcılık iddiasıyla gündeme gelmişti. ABD Savcılığı’nın iddianamesinde Güven için 52 yıl hapis cezası talep edilmişti. Delve ve Selin Kocalar üzerinden yükselen tartışmalar, Türkiye çıkışlı girişimlerin uluslararası platformlarda hem fırsat hem de risk barındırdığını gösteriyor.
Uzmanlar, bu tip gelişmelerin girişimcilik ekosistemini etkilememesi için şeffaflık, regülasyon ve iç denetim kültürünün önceliklendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Kısa vadeli başarı hikâyelerinin medyada öne çıkması kadar, sürdürülebilir ve güvenilir büyüme modellerinin geliştirilmesi, Türkiye’nin teknoloji girişimciliği adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
BU HABERLERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:










