ABD Hazine Bakanlığı, halihazırda tankerlere yüklenmiş İran petrolünün satış ve nakliyesine 19 Nisan’a kadar geçici muafiyet tanıdı. Küresel enerji piyasaları, fiyat artışlarının önlenmesi için bu adımı yakından takip ediyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptığı açıklamada, muafiyet kapsamında yaklaşık 140 milyon varil petrolün geçici olarak dünya piyasasına sunulacağını belirtti. Bessent, bu adımın İran kaynaklı geçici arz baskılarını hafifleteceğini ve “Operation Epic Fury” operasyonu çerçevesinde petrol fiyatlarının kontrol altında tutulacağını ifade etti. Önceki açıklamalarında, İran petrolünün piyasa seviyelerine çıkarak Çin dışındaki ülkelerce satın alınmasının öngörüldüğünü de kaydetmişti.
Bu hamle, ABD’nin son iki hafta içinde yaptırımları geçici olarak üçüncü kez gevşetmesi anlamına geliyor. Trump yönetimi, benzer bir adımı geçen hafta Rus petrolü için de uygulamıştı.
İran’dan Japonya’ya geçiş izni
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tokyo ile bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişine izin vermeye hazır olduklarını açıkladı. Arakçi, Tokyo yönetimiyle konuya ilişkin görüşmelerin sürdüğünü belirtti.
Belçika’dan olası Hürmüz misyonu
Belçika hükümeti de Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için uluslararası bir misyona katılabileceğini duyurdu. Ancak Belçika, bunun için kalıcı bir ateşkes sağlanması ve uluslararası bir çerçevenin oluşturulmasını şart koştu. Belga haber ajansına göre, toplantıda Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, Hollanda ve İngiltere ile birlikte güvenli geçişe katkı sunma olasılığı tartışıldı.
Hürmüz Boğazı’nda kriz ve piyasa etkisi
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilim, ham petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine taşıdı. Uluslararası Enerji Ajansı, Orta Doğu’daki çatışmaların küresel enerji krizine yol açtığını belirtti. Ajans üyesi 32 ülke, toplam 400 milyon varillik stratejik petrol rezervinin piyasaya sürülmesine karar verdi.
ABD’nin 30 günlük muafiyeti, küresel enerji arzını geçici olarak artırarak fiyat baskısını hafifletmeyi hedefliyor ve Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin yakın takibini gerektiriyor.










