Anasayfa / Türkiye / ‘İçimiz yanıyor’ deyip, villalar yaptılar

‘İçimiz yanıyor’ deyip, villalar yaptılar

'İçimiz yanıyor' deyip, villalar yaptılar

Çıkan yangın sonrası “İçimiz yanıyor” denilen arazide

villalar yükseldi: Bu defa yer Buca

İzmir’in Buca ilçesinde yürütülen imar soruşturmasına ilişkin bilirkişi raporu, Türkiye’de yıllardır her büyük orman yangınının ardından gündeme gelen soruyu yeniden tartışmaya açtı: Yangınlardan sonra bazı bölgelerde yapılaşma nasıl mümkün oluyor?

Çıkan yangın sonrası “İçimiz yanıyor” denilen arazide villalar yükseldi: Bu defa yer Buca

Sabah Gazetesi’nde Halit Turan imzasıyla yayımlanan habere göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturmada hazırlanan bilirkişi raporu, Doğancılar Mahallesi’nde 18 Eylül 2023 tarihinde meydana gelen orman yangınının ardından bölgede yükselen kaçak yapılaşmaya ilişkin dikkat çekici tespitler içeriyor.

Rapora göre, yangının etkilediği alanın yakınındaki 122 ada 18 parselde daha önce bulunan tek yapının yıkılmasının ardından beş ayrı villa inşaatı başladı. Yangından kısa süre sonra bu yapılar hakkında “yapı tatil zaptı” düzenlenmesine rağmen inşaat faaliyetlerinin ilerleyen dönemde devam ettiği ve yapıların büyük ölçüde tamamlandığı uydu görüntüleriyle kayıt altına alındı.

Aralarında mevcut Belediye Başkanı Görkem Duman ve önceki dönem başkanı Erhan Kılıç’ın da bulunduğu 42 kişinin tutuklandığı soruşturmanın en çarpıcı ayağını, 18 Eylül 2023 tarihinde Buca Doğancılar Mahallesi’ndeki ormanlık alanda çıkan yangın sonrası bölgede yükselen kaçak villalar ve belediyenin bu talana sağladığı “yasal kılıf” oluşturdu.

Dosyanın en dikkat çekici bölümü ise bilirkişilerin “mevcut olmayan bir yapı” üzerinden yürütüldüğünü belirttiği imar süreci oldu. Raporda, yerinde bulunmadığı ifade edilen eski bir yapı üzerinden yapılan başvurunun aynı gün içinde değerlendirilerek uygun bulunduğu ve bu işlemin yeni yapılaşmaların sisteme dahil edilmesinde kullanıldığı yönünde tespitlere yer verildi.

Bu tablo yalnızca bir imar soruşturmasının teknik ayrıntıları olarak görülmüyor. Çünkü Türkiye, son yirmi yılda hemen her büyük orman yangınından sonra benzer tartışmalarla karşı karşıya kaldı. Yangın sırasında kamuoyuna verilen “ormanlarımız yanıyor”, “akciğerlerimiz kül oluyor” mesajlarının ardından aynı bölgelerde ortaya çıkan yapılaşma iddiaları, toplumda derin bir güvensizlik oluşturdu.

Buca dosyası da tam olarak bu nedenle dikkat çekiyor. Çünkü soruşturma kapsamındaki belgeler, yangınların yalnızca ekolojik bir felaket olmadığını, aynı zamanda kamu yönetimi, şehircilik ve rant ilişkileri açısından da incelenmesi gereken bir alan haline geldiğini gösteriyor.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde yıllardır tekrar eden bu tartışmalar artık münferit olayların ötesine geçmiş durumda. Orman yangınları sonrasında ortaya çıkan yapılaşma iddiaları, kamuoyunda “yangın-rant ilişkisi” olarak tanımlanan kaygıları besliyor. Her yeni dosya, sadece belirli bir bölgedeki uygulamaları değil, denetim mekanizmalarının etkinliğini ve şehircilik anlayışını da sorgulatıyor.

Bilirkişi raporunda yer alan bulguların yargılama sürecinde nasıl değerlendirileceği mahkeme kararlarıyla netleşecek. Ancak ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin ormanlarını yalnızca alevlerden değil, yangın sonrasında ortaya çıkan planlama ve denetim sorunlarından da koruması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

BU HABERLERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

EKOVİZYON DERGİ

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize Ulaşın!