Anasayfa / Dünya / İsrail-Hindistan hattı: 12 yılda stratejik ortaklık

İsrail-Hindistan hattı: 12 yılda stratejik ortaklık

İsrail-Hindistan hattı: 12 yılda stratejik ortaklık

Narendra Modi’nin İsrail’e yapmaya hazırlandığı ikinci ziyaret, Yeni Delhi ile Tel Aviv arasında son 12 yılda inşa edilen açık stratejik ortaklığın geldiği noktayı gösteriyor. 4 Temmuz 2017’de Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nda Benjamin Netanyahu tarafından kırmızı halıda karşılanan Modi, bunu “çığır açan bir yolculuk” olarak nitelendirmişti. Bu, bir Hindistan başbakanının İsrail’e yaptığı ilk ziyaretti.

Al Jazeera’nin aktardığına göre, iki lider 2014’te New York’ta ilk kez bir araya gelmiş, o tarihten itibaren daha önce düşük profilli yürütülen ilişkiler görünür ve kapsamlı bir iş birliğine evrilmişti. Modi, Netanyahu’dan sık sık “sevgili dostum” diye söz ediyor. Bu yakınlık, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin 2024’te Gazze savaşı bağlamında Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkarmasına rağmen değişmedi.

Savunma ve teknoloji eksenli yakınlaşma

Hindistanlı yetkililer İsrail açılımını “pragmatik” bir tercih olarak tanımlıyor. İsrail’in savunma teknolojileri, istihbarat paylaşımı ve tarım–su teknolojilerindeki kapasitesi, Yeni Delhi açısından stratejik değer taşıyor. 1992’de diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana savunma iş birliği ilişkilerin omurgasını oluşturdu; Modi’nin 2014’te iktidara gelmesiyle bu eksen hızlandı.

Hindistan, son yıllarda İsrail’in en büyük silah alıcılarından biri haline geldi. İki ülke 2024’te savunma bağlarını derinleştiren bir mutabakat zaptı imzaladı; ortak balistik füze savunma sistemi geliştirme olasılığı masada. Modi’nin Kudüs’te Knesset’e hitap etmesi planlanıyor.

Washington merkezli Crisis Group’tan Max Rodenbeck, ziyaretin Netanyahu açısından da iç politika değeri taşıdığı görüşünde. 7 Ekim saldırısının yarattığı güvenlik krizi ve yargı reformu tartışmalarıyla zayıflayan hükümet için uluslararası destek görüntüsü kritik.

İdeolojik paralellikler ve tartışmalar

Modi’nin liderliğini yaptığı Bharatiya Janata Partisi (BJP), Hindistan’ı dünya Hinduları için doğal bir yurt olarak tanımlayan bir ideolojiye dayanıyor. Bu yaklaşım, İsrail’in kendisini Yahudiler için bir vatan olarak konumlandırmasıyla benzerlik gösteriyor. Her iki hükümet de “İslami terörizm” söylemini güvenlik politikalarının merkezine yerleştiriyor.

Bununla birlikte Hindistan’ın tarihsel pozisyonu farklıydı. Yeni Delhi, 1947’de BM’nin Filistin’i bölme planına karşı çıkmış, 1988’de Filistin’i tanıyan ilk Arap olmayan ülkelerden biri olmuştu. Soğuk Savaş sonrasında “bağlantısızlık” çizgisini “stratejik özerklik” olarak yeniden tanımlayan Hindistan, bugün İsrail’le yakın bağlarını sürdürürken iki devletli çözümü desteklediğini vurguluyor; ancak İsrail’e yönelik eleştirilerinde daha temkinli.

Yeni Delhi merkezli analist Anwar Alam’a göre bu dönüş, Hindistan’ın Küresel Güney’deki “ahlaki ağırlığını” zayıflattı. Hükümet ise Arap ülkeleri ve İran’la ilişkilerin sürdüğünü, denge politikasının korunduğunu savunuyor.

2017 ziyareti ve Epstein iddiası

2017 ziyareti yakın zamanda, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı Jeffrey Epstein dosyaları kapsamında gündeme geldi. Belgelerde, Epstein’ın Modi’ye yakın bir iş insanına ziyaret sırasında tavsiyelerde bulunduğunu ima eden bir e-posta yer aldı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı iddiaları “hüküm giymiş bir suçlunun saçma hezeyanları” olarak nitelendirdi.

Tartışmalara rağmen 2017 temasının ekonomik sonuçları belirgin oldu. İkili ticaret hacmi 1992’de yaklaşık 200 milyon dolardan 2024’te 6 milyar doların üzerine çıktı. Elmas, petrol ürünleri ve kimyasallar öne çıkan kalemler. Eylül ayında imzalanan İkili Yatırım Anlaşması ve devam eden serbest ticaret müzakereleri, ekonomik entegrasyonun derinleşeceğine işaret ediyor. Hindistan, Çin’in ardından İsrail’in Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı.

Orta Doğu denklemi

7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısının ardından Modi, İsrail’e destek veren ilk liderlerden biri oldu. Bu tutum, Hindistan’ın terörle mücadele söylemiyle örtüşüyor. Yeni Delhi, Pakistan’ı Keşmir’deki saldırıları desteklemekle suçluyor; İslamabad ise bu iddiaları reddediyor.

Hindistan, İsrail’le yakınlaşırken Arap ülkeleri ve İran’la bağlarını koparmamaya çalışıyor. Ancak ABD’nin İran’a yönelik baskısı ve bölgesel gerilimler, Yeni Delhi’nin manevra alanını daraltıyor. Rodenbeck’e göre Hindistan, İsrail’in bölgede güç kazandığı bir senaryoda erken konum almayı hedefliyor olabilir; ayrıca Washington’da etkili bir İsrail’le yakınlığın ABD siyasetinde avantaj sağlayacağı hesaplanıyor.

Modi’nin ikinci ziyareti, iki ülke arasındaki bağların artık taktik değil stratejik nitelik taşıdığını ortaya koyuyor. Bu ortaklık, yalnızca savunma ve teknoloji alanında değil, Orta Doğu’nun değişen güç dengeleri içinde Hindistan’ın konumlanışını da yeniden tanımlıyor.

BU HABERLERDE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ekovizyon Dergi

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize Ulaşın!