Sessiz Devrim

Fırat Şimşek’in Yazısı;

Evet adı bu; Sessiz Devrim. Sessiz sedasız bir şekilde ülkelerin ekonomik durumunu, siyasi gücünü,  birbirleriyle olan ticaretini ve üstünlüklerini değiştirecek bir devrim. Bununla da yetinmeyip dünyanın en zengin ilk yüz insanı listesine de el atacak ve sil baştan revize edecek gibi.

İlk temeli 9 yıl önce Bitcoin ile atılan ve bugün sayısı 1400 den fazla olan dijital varlıklardan bahsediyorum. Devletler gibi bizde bu ’şey’lere isim koymakta zorlanıyoruz haliyle. Bazılarımız bunlara dijital para diyor, bazılarımız yazılım, bazılarımız ise proje. Bence en uygunu dijital varlık demek. Çünkü ilk başlarda yeni bir çağa kapı aralayan Blockchain teknolojisinin ve Bitcoin’in öncülük ettiği bu devrim belli ki beraberinde yeni proje fikirlerini de yeşertti.

Dijital para olmanın ötesine geçtiler ve dijital varlıklara dönüştüler. Biri akıllı sözleşmeleri çalıştıran platform formatında (ethereum). Bir diğeri borsaları, tüccarları ve yatırımcıları merkezsiz bir ağa dahil eden bir ekosistem kurma derdinde (genesis vision). Biri, devletlerin erişim yasağı koyduğu web sitelerine erişim imkânı sunan internet ağı olma niyetinde (substratum). Bir diğeri, veri güvenliği, dosya depolama ve bilgi doğrulatmayı hedefleyen global çapta bir platform ve veri merkezi olma peşinde (TNT coin). Bir başkası kripto para piyasasında borç almak isteyen ile kredi vermek isteyenler arasında akıllı sözleşme imzalatan, kayıtlarını tutan ‘kredi protokolü’ olma niyetinde (BCPT coin). Bazıları ise göndereni, alıcısı, miktarı ve zamanı belli olmayan transferleri gerçekleştirme derdinde (monero, zcash, verge, zencash). Bir kaçı online oyun sektöründe dönen uçuk paralardan belli ki bihaber, tabi bu oyunları sadece çocukların oynamadığının da farkında olacak ki oyun parası niyetine yazıldılar (enjincoin, gamecredits). Hepsi bir birinden farklı ve değerli fikirleri barındıran bu tarz projeleri sıralayıp onlarca tanesini daha örnek göstermek istiyorum aslında ama okuyucuyu sıkmak istemem.

‘La Casa De Papel’ adında yabancı bir dizi izliyorum bu günlerde. Dizide bir dahi lider ve 8 hırsızdan oluşan ekibinin, İspanya Kraliyet Darphanesini soyma planı konu edinilmiş. Hırsızlar darphaneye giriyor ve oradaki tüm paraları alıp kaçma fırsatları oluyor ama onlar kaçmayıp kendilerini darphaneye kilitliyorlar. Asıl plan da bu ya, rehineler sayesinde polisi uzak tutup darphanede kendilerine günlerce para basıyorlar. Bu şekilde yaptıklarının hırsızlık olmadığını çünkü aslında kimseden bir şey almadıklarını savunuyorlar.

Şimdi bu adam bu diziyi niye bu kadar reklam etti diyeceksiniz. Birincisi, “Çav Bella” devrim şarkısını her bölümde söylemeleri çok hoşuma gidiyor. İkincisi ise asıl konumuzla ilgili, para. İnsanın kendi parasını kendi üretebilmesi fikri ne kadar hoş.

“Sadece devlet böyle şeyler yapabilir” diye düşündük herhalde, “hem bizden başka kimse onu para olarak kabul etmez ki” dedik, “hayatta olmaz o iş, bizi aşar böyle konular” dedik. Tabi bu işin şakası. Aslında hiç düşünemedik, akıl bile edemedik mi.

Yukarıda yazdığım ve daha yazmadığım projelerin fikirleri gerçekten de çok güzel. Ama hiçbiri “insanın kendi parasını kendi üretebilmesi” fikri kadar heyecanlandırmadı beni.

Facebook Comments

Comments are closed.