Ekonomistlerin Bitcoin ile imtihanı (1)

Adnan Ateş’in Yorumu;

Ekonomistlerin Bitcoin ile imtihanı

“Yaklaşık 3000 yıl önce yerini parasal ekonomiye bırakan merkezi olmayan (decentralized) trampa ekonomisi,  bitcoinin günbegün yaygınlaşması ve küresel geçerliliğe ulaşması ile mübadeleye ve insani ilişkilerin her alanına daha medeni bir formda yeniden hâkim oluyor. İnsansoyu kendi üretimini merkezi bir otoritenin ve bu otorite tarafından yaratılan bir para biriminin aracılığına gereksinim  duymaksızın mübadele etmeye hazırlanıyor. Mübadelenin daha insancıl daha samimi bir çerçeve içerisinde gerçekleştiği ve merkezi bir otorite tarafından koordine edilmeyen trampa ekonomisine Blockchain ve Bitcoin aracılığıyla daha teknolojik daha medeni bir formda geri dönülüyor. Paranın para ile mübadelesi yerini malların mallar ile mübadele edildiği modern bir trampa sistemine adım adım bırakmakta ve insan soyu paranın yani Bitcoinin yalnızca bir aracı (mediator) işlevi göreceği, küresel mübadeleye bu bağlam da  hakim olacağı  altın bir şafağa doğru ilerlemekte…”(1)

Her şey 2008 yılında Satoshi Nakamoto’nun “Bitcoin: Peer-to-peer Elektronic Cash System” başlığıyla yayınladığı makale ile başladı:

Makalenin giriş kısmında ‘Özet’ başlığıyla şunları yazmıştı Nakamoto;

Özet.

Tamamen eşten-eşe çalışan bir elektronik para sistemi herhangi bir finansal kurumdan geçmeden bir taraftan diğerine çevrimiçi ödeme gönderilmesini mümkün kılar. Dijital imzalar çözümün bir parçasıdır, ancak mükerrer harcamaları önlemek için hala güvenilir bir üçüncü tarafa ihtiyaç duyuluyorsa temel faydalarını kaybederler. Mükerrer harcama problemine eşlerarası ağ kullanarak bir çözüm öneriyoruz. Ağ, işlemleri sürekli uzayan özet fonksiyonu tabanlı bir iş-kanıtı zincirine ekleyek zaman damgasıyla işaretler ve iş-kanıtını tekrar üretmeden değiştirilemez bir kayıt oluşturur. En uzun zincir sadece karşılaşılan olayların sırasını kanıtlamakla kalmaz aynı zamanda en büyük CPU gücüne sahip havuzdan geldiğini de kanıtlar. CPU gücünün çoğunluğu ağa saldırmak için işbirliği yapmayan düğümlerin kontrolünde olduğu sürece en uzun zinciri üretecekler ve saldırganları alt edeceklerdir. Ağın kendisi çok az bir altyapıya ihtiyaç duyar. Mesajların yayınlanmasında “elden geldiği kadar” kuralı geçerlidir. Düğümler istediklerinde ağdan ayrılabilirler ve dışarıda geçirdikleri sürede yapılan işlemlerin kanıtı olan en uzun iş-kanıtı zincirini kabul ederek tekrar katılabilirler.(2)

Yukarıda ki bilgilerden yola çıkarak anlatılmak istenen aslında şudur: Çevrimiçi ödeme yapmak için bankalara veya herhangi bir finansal kuruma uğrama mecburiyetinde değilsiniz. 3. bir tarafa gerek duymadan güven içerisinde transferlerinizi yapabilirsiniz.

A noktasından B noktasına kripto teknolojisi ile şifrelenmiş veriyi hiçbir merkeziyetçi yapıya uğramadan gerçekleştirebilmenin müjdesini veriyor. Finansal tekele karşı merkeziyetsiz ve daha özgür ödeme yöntemi tavsiye edilmekte. Günümüz bankalarına karşı biraz agresif bir yapıdan bahsedilen makalenin yayınlanması başlangıçta büyük bir yankı uyandırmazsa da ilerleyen yıllarda etkisi çok fazla oldu. Öyle fazla oldu ki taşlar yerine oturana kadar bu teknoloji hakkında konuşmamak için kendini tutan kişi veya kurumlar peş peşe açıklama yapmak zorunda kaldılar. Kimisi tam güvenilir dedi, kimisi çok tehlikeli buldu. Güvenen kesimler bahse konu makalenin manifestosunu anlamakta gecikmeyen kişilerdir. Bu kişiler ‘Blockchain’i anlayan ve ilerde bu teknolojinin neler yapabileceğini kavrayan kişiler oldu. Dağıtık bir veri ağına sahip olan Blockchain’in içerisine giren veriler kanıta dayalı olarak işlem görmekte ve hedeflenen noktaya güven içerisinde ulaştırılmakta. Mining (maden) ile bu teknolojide var olan kişilerin yani madencilerin kanıtladığı her veri noktadan noktaya, kişiden kişiye çok rahat bir şekilde ulaştırıla biliniyor. Arada finans kurumları olmadan, 3. şahıs veya kurumlar olmadan hızla transferi gerçekleşen bu veriler kısa sürede dünyada beğenildi. Bireyler ve işletmeler bu teknolojinin maden kısmında yer almak için uygun bütçelerle sisteme dahil olmakta gecikmediler.

Madenciler çoğaldıkça madencilik teknolojisi de buna paralel olarak gelişti. Yüksek güçlü ‘Asic Miner’ cihazlarla madencilik ilk yıllara oranla çok fazla artmaya başladı. Aylık yüzde 4 gibi zorluk oranlarına rağmen insanlar iş yerlerinde, mutfaklarında, garajlarında evin herhangi bir bölümünde veya balkonlarında madencilik yapmaya başlayarak sisteme kendi oranlarında güç ile katkı sundular. Bu güçleri oranında Bitcoin ile ödüllendirilen madenciler bu işi çok kısa bir sürede çok sevmeye başladılar. Bitcoin hiçbir zaman karşılıksız bir digital varlık olmadı. Çünkü insanlar Bitcoin’e ulaşmak için bir işletme maliyeti için ne gerekiyorsa karşılayıp madencilik yaptılar. Halen de yapmaya devam ediyorlar. Elektrik ve cihaz maliyeti, teknik bilgi ve beceri, en önemlisi uzun süreli bekleyişler sonrası ana maliyetleri karşılayacak yani ilk masrafları karşılayacak üretim sürecini tamamlayarak asıl kâr edecekleri döneme erişmeleri hiçte  öyle kolay olmuyor. Sabır, emek ve en önemlisi maliyetlere katlanarak Bitcoin sahip olabiliyorlar. Dolaşımda olan paralara (dolar, euro ve lira gibi) erişmek için kimi kişi veya bireyler için çok kolay olabiliyorken Bitcoin’e erişmek hiçte öyle kolay olmuyor. 

Bitcoinve Bitcoin’den türetilmiş tüm paralara erişmenin iki yolu var: Alıp digital cüzdanında saklamak veya madencilik yapıp digital kazı ile sahip olmak. Sahip olunduktan sonra digital parayı yine digital bir cüzdanda (wallet) saklamak ve muhafaza etmek. Bu parayı yani digital varlığı harcamak oldukça kolay. Cüzdandan cüzdana çok kısa bir sürede transfer ediliyor. EFT veya Havale saati gibi kavramlar bu sistemde yer almıyor. Oldukça hızlı ve oldukça ekonomik bir şekilde bu digital veriler noktadan noktaya ulaşıyor.

Bu teknolojinin insanlığa sunduğu bir hizmet:

Bitcoin digital para mekanizmalarının işlerliğini sabote eden bir problem olan “Çift Harcama” (Double Spending) denilen probleme de çözüm getiriyor.

Çift-Harcama Problemi adından da anlaşılacağı üzere  ‘aynı dijital para biriminin’ bu dijital paranın kullanıcıları tarafından ‘’birden çok satın alımda’’ kullanılmasını ifade etmekte ve bu haliyle satıcılardan birinin dolandırılması ve ödeme alamaması anlamına gelmektedir. Sistem üzerindeki kötü niyetli kullanıcılar tarafından aynı para birden çok satın alımda kullanılarak satıcılardan birinin dolandırılmasına sebebiyet vermekte ve dijital para mekanizmasının güvenilirliğini azaltarak sistemin işlerliğini sabote etmektedir.

Bitcoin de tıpkı kendinden önceki dijital paralar gibi kopyalanma ve yeniden aktarılma yani iki kere harcanma  riskini teorik olarak taşımaktadır. Fakat bitcoin bu olasılığı teorik olarak taşısa da pratik bağlamda iki kere harcanma riskini neredeyse sıfıra indirmekte ve imkansız kılmaktadır. Bu haliyle bitcoin ‘’double spending’’ problemini çözüme kavuşturmakta ve kendinden önceki dijital paraların taşıdığı riskleri taşımamaktadır. Bitcoinin evrensel bir yaygınlık kazanmasının başlıca  nedenlerinden birisi de onun ‘’double spending’’ problemini pratik olarak çözüme kavuşturmuş olmasıdır.

Bitcoinin double-spending problemini iki ana mekanizma aracılığıyla ortadan kaldırmaktadır. Bu iki ana mekanizmadan biri Bitcoinin dayandığı evrensel veri tabanı ‘’Blockchain’’ bir diğeri ise ‘’onaylama’’ mekanizmasıdır;

Bitcoin’i anlatırken Blockchain’den kısaca bahsetmeden kesinlikle olmaz. Blockchain olmadan Bitcoin hiçbir şeydir. Bitcoin veya diğer digital varlıklar Blockchain üzerinde hareket ederler. Bitcoin’in yaşam ortamı Blockchain’dir diyebiliriz. Yani suya muhtaç olan balık gibi.

Fizikçi Edward Witten Blockchain’i şöyle  tanımlıyor; “Blockchain, 21. yüzyılın başlarına tesadüf eseri düşmüş bir 22. yüzyıl teknolojisidir”

Evet Witten’e ait olan bu tanımlama oldukça heyecan verici ve hem de  oldukça tanımlayıcı. 100 yıl sonrasının teknolojisine sahip oluyoruz. Bu teknoloji ile sadece digital para değil digital tüm veriler kanıta dayalı bir şekilde güvenle eşler arasında hareket edebilecek ve kimse bu verilerin sonuçlarına itiraz edemeyecek veya değiştirme gücüne sahip olamayacak. Örneğin; Noter hizmetleri için 1. Ve 2. Sahıslar herhangi bir kuruma gitmek zorunda olmayacaklar. Smart (Akıllı) contratlar ile tarafların anlaşması yeterli olacak. Veya bu sistemin kullanıldığı bir aracın kilometresi ile kimse satış öncesi oynayamayacak. Aracı 2. elden alan kişi arasın kilometresine dair yanıltıcı bilgiye sahip olmayacak.

Kanadada yaşayan bir işçi birikimini bankanın aracılığına gereksinim olmaksızın Japonyadaki bir kobi sahibine doğrudan arz ederek değerlendirebilecek, Venedikli bir ev sahibi boş odasını Alman bir turiste turizm şirketlerine komisyon ödemeksizin kiralayabilme olanağına kavuşacaktır.  Aracı merkezi kuruluşların gereksizleştiği böylesi bir iktisadi ortamda küresel zenginlik tabana daha çok yayılacak monopollerin hükümranlığı son bulacaktır. Blockchain teknolojisinin mümkün kılacağı bu yeni iktisadi ortam şüphesiz ki daha az kırılılgandır ve bu haliyle insansoyunun altın şafağını müjdelemektedir.

Yine tüm bunların dışında başta sigorta ve finans sektörü için çok büyük fırsatlar barındıran bu sistemin varlığını digital para ile dile getirmek haksızlık olur. Evet Blockchain, Bitcon’in insanlara bit hediyesidir diyebiliriz. Blockchain’in ilk ürünü yani Blockchain’i kullanan ilk veri digital paradır ama çok sonra anlaşıldı ki Blockchain insan soyu için bir çok fırsatlar barındırıyor. Finansal teknolojide devrimler yaratmaya başlayan bu teknoloji devletlerin temel gereksinimlerine de hizmet ediyor. Örneğin: Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri. Blockchain’e kaydedilen, gönderilen her veri Kriptolanarak şifreleniyor. Bir yazı, bir sayı topluluğu veya bir .jpg formatında bir resim kripto teknolojisinden geçerek tej satırlık harf ve sayılardan oluşan bir koda dönüşebiliyor. Bu kod yani bu satır madenciler tarafından onaylanıp kanıtlanıyor. Kötü niyetli kişilerin bu verilere müdahalesi ise imkansız. Ulaşabilmesi için tüm madenci bloklarına ulaşması gerekmektedir ki bu da teknik olarak olanaksız.

Bir hosting sistemine girip herhangi bir web sitesinin güvenlik duvarını (Free Wall) aşmak çok zor değil. Hackerlar bunu rahatlıkla yapabiliyorlar. Ama Blockchain’de ise madencilerin sayısına eşit sayıda bir sisteme sahip olunması gerektiğinden verilere ulaşmak imkansız. İşte bu yüzden Blockchain bir çok fırsat barındırıyor.

Ekonomistlerin Bitcoin ile imtihanı

Günümüz ekonomist iktisatçıların bir kısmı bu teknolojiye karşı gelmekte ve digital varlıklara sahip olan kişi veya kurumların bir gecede tüm varlıklarını kaybedebileceklerini dile getirmektedirler. TV ekranlarında ve Gazete sayfalarında son dönemlerde bu tür açıklamalara rastlayabiliyoruz. Yapısı gereği ezber bozan bir teknolojiye sahip olan bu teknolojiyi kavrayan, bu teknolojinin felsefesini, çıkış amacını ve sosyolojik faydalarını bilenler bu tür açıklamalar yapmamaya imtina ediyorlar. Ama bir kesim ekonomist ısrarla karşı duruşlarını sergileme çabasından da vazgeçmiyorlar. Sokakta cebinde 10 liralık varlığı olmayan kişiler tanesi 19 bin doları bulan Bitcoin’in ‘Balon’ olduğuna dair yorumlar yapmaktan da geri kalmıyorlar. Yazımın başında bahsettiğim gibi Bitcoin üretmek için bir maliyet gerçeği vardır. Karşılıksız, emeksiz ve maliyetsiz üretilen bir varlık değildir. Asıl karşılığı olmayan karşılıksız olarak basılan dolardır diyebiliriz. Çin’in 2 milyar dolarlık dolar rezervi olduğunun tespitine varan ABD hemen dolar basarak arada ki farkı kapatıyor. Neye karşılık? Hiçbir şeye..

Ama elektrik tüketimi neredeyse ülkelerin tüketimine eşit olan Bitcoin’in maliyetine dair tespitler yapmak zaten anlamsız. Elektrik tüketiminden bahsediyoruz. Maliyeti olan ve dolar karşılığında satın alınan Asic Miner denilen yüksek güçlü bilgisayarlar yardımıyla üretilen bir paradan bahsediyoruz. Ve uzun soluklu bir digital kazı sürecinden de bahsediyoruz. Tüm bunlar Bitcoin’in karşılığı olan emek + sermaye’ye dayanan girişimlerdir.

Geçtiğimiz gün TV’de konuşan akademic ünvanlı bir ekonomist günümüzde kullanılan paranın her türlü ihtiyacımızı karşıladığını, devletlerin, kurumların ve sokakta ki bireylerin alışkanlığı olan kağıt ve madeni paraların neyimize yetmediğini dile getiriyordu. Yani bu teknolojinin gereksizliğinden ve ileride balon olup yatırımcıların elinde patlayacağından bahsediyordu.

Her şey digitalleşip akıllı hale geldi.. Datalar, fotoğraflar, videolar, alışveriş, cihazlar hizmet alımı kısacası her şey digitalşeti. Digitalleşmeyen tek şey vardı o da para idi. Hayır para da digitalleşti. Mobil ödeme ile her şey yapabiliyoruz diyebilirsiniz. Ama Blockchain tabanlı Bitcoin’in bu ödeme şeklindne bağımsız sunduğu en önemli şey merkeziyetsiz yapı olmasıdır. Bitcoin’de de mobilden ödeme yapabiliyoruz ama bankalara uğramadan. 3. bir noktaya uğramadan çok kolay yapabiliyoruz. Arada ki en önemli fark bu.

Ama şunu da unutmamak gerekir ki taş bittiği için taş devri bitmedi. Taşın varlığına rağmen insanlık taş devrine son vererek Kalkolitik yani Taş-Bakır devrine geçiş yaptılar. Bir gereksinimden dolayı taşın varlığına rağmen devri kapatıp yeni bir devre geçiş yaptılar.

Bitcoin’in yaşamımızda iyice yer edinmesiyle birlikte elbette ki kağıt banknotlar son bulmayacak. Alışverişlerde yine kullanılacak. Tıpkı haber sitelerinin hızla yayına girmesiyle gazete ve dergilerin yayın hayatlarına son bulmamaları gibi. Yine d evarlıklarını sürdürüyorlar ama İnternetin yaygınlaşması öncesi döneme göre kıyaslanamıyor artık. Digital paraların yaygınlaşmasıyla birlikte şuan kullandığımız paraların kullanımı giderek azalacak. İnsanlar artık finans kurumlarına uzakta ki bir yakınına 50 euro gönderirken 35 euro havale ücreti ödemek istemiyorlar. Tek neden sadece bu değildir. İnsanlar sahip oldukları varlıkları başka yapıların içerisind etutarak bahse konu yapıların onların varlıkları üzerinden kazanç sağlamalarını da istemiyorlar (gecelik faizler gibi). Kendi paralarına kendileri sahip olup kontrol etmek istiyorlar. Kendi paralarından kendileri faydalanmak istiyorlar. 3. kişi veya kurumların haksızca nemalanlamalarını artık istemiyorlar.

Mesleki eğitimleri sırasında; Bono, İşsizlik, Açık Piyasa, Ağır Sanayi, Akreditif, Altın, Ekonometri, Hissedar, Ecir, Hileli İflas, Kartel Rantı, Malsal Rant, Rekabet, Rehin, Sürüm Fiyatı, Toplumcu Sanayileşme, Ulusal Burjuvazi, Cari Borçlar gibi kavramları duyarak tamamlayan kişiler ez önünde aniden farklı kavramlar görünmeye başladı; Crypto, Digital Money, Blockchain, Mining (madencilik), SHA-256, SHA 512, Ethereum, Ripple, Blok, Monero, IOTA, Tocen, Dağıtık Veri kavramları geldi.

Mevcut sistemde ne kapitalist üretim biçimlerinden bahsediliyor ne de ‘Das Capital’in yazarı Karl Makrs’tan bahsediliyor. Keynes’ten de bahsedilmiyor. Bu isimler günümüze kadar iktisadı bir şekilde taşıdılar. Savundukları iktisadi modeller farklı olsa da bir şekilde insanlığın gelişmesine yardımcı oldular. Ama görünen odur ki bu iktisadi sistemler ilerleyen yıllarda varlıkları ve etkinlikleri bir şekilde azalacak gibi görünüyor. Bitcoin ve Bitcoin’den türetilen Altcoinlerin bahsedildiği sistemde ise şimdilik varsa yoksa Satoshi Nakamoto diye birinden bahsediliyor. Adı var kendisi fiziki olarak yok. Ama felsefesi ve teknolojik çözümü kısa sürede ve internetin yaygınlığıyla birlikte insanlar çok çabuk kabul edip benimsediler.  

Karl Marks

Digital paralar ile birlikte para sahip olma modelleri de kökten değişiyor. Merkeziyeti olmayan bir yapı ile birlikte bireyler para üretebiliyorlar. Ürettikleri parayı hiçbir kuruma yani bankaya ihtiyaç duymadan istedikleri kişiye gönderebiliyorlar. Devletlerin merkez bankaları bu paranın kendilerinden bağımsız hareket etmelerinden elbette ki rahatsızlık duyacaklar. Merkez Bankası ile ilintili olarak parayı yorumlayanlar elbette ki rahatsız olacaklar. Anlamamak ve hatta kötülemek için her türlü çabada bulunacaklar. Çünkü bu para bir çok ekonomistin ezberini şimdiden bozmuş gibi görünüyor. Bu paranın felsefesini, üretim yollarını anlayan ve bilen merkez bankaları ilerde bu paraya dahil olarak sistemin dışında kalmayacaklar. Bu teknolojiye sıcak bakan devletlerde kendi vatandaşlarının kendilerinden bağımsız olarak bu para hareketlerine dahil olmalarını önlemek isteyebilecekler ama bu yöntemde kendilerine bir fayda vermeyecektir diye inanıyorum. Ama bu yapıyı benimseyip sisteme tüm yapılarını entegre eden devletler kesinlikle kazançlı çıkacaklardır. Entegrasyon ile ilgili adım atmış ve benimsemeyi tercih eden devletler şimdiden kazançlı olmaya başladılar bile. 

Birkaç örnek vermek gerekirse; Komşumuz Gürcistan, “Blockchain Veri Merkezi”nin kurulmasına izin vererek bu teknolojinin merkezlerinde biri olmaya aday ülkelerden sadece bir tanesidir. Bu tesis Tiflis yakınlarında konuşlanmış. Tesis hakkında daha fazla bilgiye için buradan ulaşabilirsiniz. Japonya’da ise durum çok ileridedir diyebiliriz. Japonya’ya ithal edilen veya orada üretilen her cep telefonunun içeriğinde digital varlıkların yani paraların muhafaza edildiği cüzdan (Wallet)  yüklü olarak satışa sunuluyor. Microsoft çevrimiçin satışlarında ‘Bitcoin’ kabul ediyor. Chicago Borsası’nda vadeli opsiyonel işlemler yapan CME Grup Kasım ayında yaptığı açıklama ile Bitcoin kabul edeceğini duyurmuştur. Bu duyurudan sonra Bitcoin’in birim fiyatı büyük artış göstermişti. Aynı firma 10 Aralık tarihinde resmen kabul etmeye başladı. 

Dünyada ve yanıbaşımızda tüm bunlar olurken kayıtsız kalmak ve hatta sektörü küçümsemenin kimseye bir faydası olmayacağına inanıyorum. Açıklama yapmadan önce bazı kaynakların iyice taranması ve bilgi sahibi olunması gerekiyor. Ama maalesef böyle bir donanıma sahip olunmadan açıklama yapmakta acele eden ekonomi ve iktisat akademisyenleri gazetelere çarşaf çarşaf açıklamalar yapmak için birbirleriyle adeta yarış halindeler. Gündeme gelmek için güncel bir konu olabilir ama ilerleyen yıllarda ‘Google İtibar Temizliği’ yapmanın da çok zor olacağını da bilmeleri gerekmektedir. 

Ezberleri bozduğu için bir çok ekonomist bilmeden ve farkında olmadan ileri de çok pişmanlık duyacakları açıklamalarda bulunarak yanlış algı yaptıklarına inanıyorum. Elbette gündemde çok yer alan bu konunun var ise eleştirilecek yönleri mutlaka eleştirilmeli. Sektör eleştiriye zaten açık. Ama peşinen red etmek ilerde pişmanlıklar getirecektir. Çünkü dünyanın gidiş seyrinin bu yönde olduğunu görmek için Google Trends’te ‘Blockchain’ kelimesini aramak yeterlidir. Türkiye’de ki arama trendi dünya ile paralel bir şekilde seyrediyor. Bu arama ‘Altın’ kelimesini geçmiş durumda. 

Dünya

Türkiye

Bu paranın istikrarını engellemenin tek yolu www ağını kapatmak ki bu da mümkün görünmüyor. Balon olduğunu söyleyerek yapıyı kötülemek daha fazla para kazanmak isteyen birey veya kurumların iştahlarını kesmeyecektir. 1 Bitcoin’in 19 bin dolara eşdeğer olduğu (Aralık 2017) günümüzde insanları bundan alıkoymak hem anlamsız hem de boş bir çaba olacaktır.

 

Devam edecek…

Kaynak:

(1) Ekovizyon

(2) Ekovizyon

 

ekovizyon.com.tr

 

 

Facebook Comments

Comments are closed.